-
Nis 01 2026 SÇK (Sorun Çözme Kabiliyeti) Kavramı’nın Temel Taşı: “Akıl Altyapısı”
Podcast (∼2 dak) / (∼7 dak) / (∼20 dak) / (Eleştirel∼12)
Birey, kurum ya da toplum yaşamlarının her ânında problem çözmeye çalışırız[1].
Çözebildiklerimiz mutluluk ve kazanç; çözemediklerimiz üzüntü ve kayıp; yanlış çözdüklerimiz ise yanıltıcı mutluluklar sunan birikim aşamasının sonunda derin acılar ve yıkımlar getirir.
Bireysel ve kurumsal yaşamlarımız da insanlık tarihi de neredeyse bütünüyle bu üç döngünün bileşimleridir.
Bu süreçte kazançlı olamasa da en az zararla yer alabilmenin gerek ve yeter şartı, birey kurum ya da toplumun (SÇK) Sorun Çözme Kabiliyeti’nin (kapasite de denilebilir) karşılaşılan sorunların karmaşıklığından daha yüksek olmasıdır.
Mesele de burada başlıyor!
SÇK çeşitli yetkinliklerden oluşan bir bileşiktir[2]. Dolayısıyla da -eğer kişi bu konuyla ilgili ve terminolojiye hâkim biri değilse- zihninde SÇK teriminin bir somut karşılığı olmayacaktır. Hele “sorun”, “kabiliyet+sizlik” gibi olumsuz çağrışımları olan bir ifade kişilerde merak değil antipati yaratıyor olabilir.
Böylece birey-kurum-toplum yaşamları için son derece önemli bir kavram ne toplumun sıradan kesiminde, ne iyi eğitimli kesimlerinde ve hattâ bu amaçla kurulmuş bir STK’nın üyelerinin -çoğunda- doğru çağrışımlar yapamayacaktır. BNGV[3] açısından da durum tam olarak budur.
Çözüm nedir?
Çözüm, SÇK gibi çok bileşenli bir kavramı taşıyan ve insanlarda daha somut karşılığı olan temel taşına dayalı bir iletişim stratejisinin benimsenmesidir. Böylece “bir taşla iki kuş” örneği hem SÇK zihinlerde daha net karşılık bulacak, hem de onu taşıyan temel ortaya çıkmış olacaktır.
SÇK nin bileşenlerini bir arada tutan bu temel taşı “Akıl Altyapısı”dır. Aşağıda bu alt yapıyı SÇK ne bağlayan bağlaç ifadeler veriliyor:
- Türkiye fiziksel altyapıya (köprü, yol, havalimanı) yatırım yapıyor; düşünsel altyapıya ise neredeyse hiç. Bir ülkenin sorunlarını çözmesi için kurumsal hafıza, veri kültürü, sivil katılım mekanizmaları, kanıta dayalı politika üretme geleneği gerekir. Bunların tamamına “akıl altyapısı” denebilir. “Türkiye’nin eksik olan altyapısı beton değil, akıldır.” Buna göre, SÇK herkesin hayatına dokunan şu terimle anlatılabilir: “Çözüm Aklı”.
- İnsanlar ne zaman bir sorun ile karşılaşsalar, ilk ihtiyaç olarak “çözüm aklı üretmek” hatırlarına gelmeli. Japon’un aklına ilk gelen “Ishikawa Kılçığı” nasıl ki Japonya’yı bir kalite ülkesi yaptı ise, “Çözüm Aklı Üretmek” de bizi akıl ülkesi yapabilir.
- “Çözüm Aklı” iyi. Fakat, akıl > kavrama gücü > çözüm ilişkisi kurulamayabilir; çünkü akıl kavramı kalıp olarak katılaşıp sorgulanmaz (ölü) hale gelmiş. O halde “akıl” kavramının bu sorgulanamaz katılığını kıracak yumuşatıcı -slogan kısalığında- açıklayıcılar lâzım. Meselâ:
1. Kaynağı: Akıl elle tutulur bir şey değil, beyin hücreleri arasında istemimizle oluşan bağlantılar topluluğunun adıdır. Üst-Akıl yaradılıştan gelmez, onu üretme ve işletme gayretimizle gelişir. Aklın verili olduğu kabulü, akla karşı işlenen en büyük suç ve günahtır.
2. Diri ve ölü akıl: Nöronlar arasında bağlantılar -yani akıl-, her “yeni” (ses, görüntü, temas, koku, tat) karşısında oluşur; tekrarlanan duyular ise “değişmez akıllar” (koşullanma) üretir ve akıl ölür. “Ölü akıl”ın işareti sorusuzluk, “diri akıl” için ise “doğru sorular”dır.
Her beyinde diri ve ölü bağlantılar (akıl) birlikte bulunur ve her sorun karşısında birlikte ses verirler. Aptalca çözümler ve tekrarlayan sorunlar böyle oluşur.
Bir soruna karşı ilk yapılması gereken, “ölü akıldan kurtulmak” (koşullanmışlıklarınızı keşfedip çöpe atmak) olmalıdır.
“Ölü akıl”dan kurtuluşun işareti genetik belleğimiz içinde birden uyanan “sevinç” ve “kavrama gücü” artışıdır.
3. Doğru sorular: Türk toplumu döngüsel olarak hep aynı sorunlarla boğuşuyor; ama doğru soruları üretmek yerine eski reçeteleri tekrarlıyor.
YZ çağı türümüzün varlığını sürdürebilmesini bir şarta bağladı: Ya sen YA’ya doğru soruları sorup yeni durumlara uygun akıllar[4] üreteceksin ya da YZ sana ne yapacağını dikte edecek. Doğru sorular çözüm aklının da bekâ kabiliyetinin de anahtarı oldu.
4. Sömürülmek istemiyor isek: Doğadaki beslenme mücadelesi, tamamen bir “yemek ve başkalarına yem olmamak” için akıl üretebilme yarışıdır. “Çözüm akılları” üretemeyiş, bu akılları üretebilenlerce sömürülmeye teslim olmak demektir.
Doğa, yem bulmak ve yem olmamak için hilelerle dolu. Doğayı taklit eden insan da, bu yolda amacını hilelerle gizler. Hayatta kalmak ancak bu hileleri önceden çözümleyecek kavrama gücüyle (akıl) mümkün. Toplumumuz bu süreci henüz çözümleyememiş durumda.
5. Nasıl üretilecek? Geçmişte ya da bugün var olmuş insanlar ve diğer canlı ve cansızlar, sorunlarını çözebilmek için sürekli çözüm akılları üretti ve halen de üretiyorlar.
“Taklit takdirin içtenlikli ifadesidir” deyişi nasıl sorusunun cevabıdır. Yeter ki doğal ya da yapay zekâları bir araya getirerek daha yetkin çözüm akılları üretmeyi bir gurur ve kibir meselesi yapmayalım.
1 Nisan 2026
[1] Karl Popper: “Tüm Yaşam Sorun Çözmektir”.
[2] SÇK bileşenleri için şu adresteki sunumu indirip izleyiniz: https://bit.ly/3NNHMUt
[3] BNGV için bkz. www.BeyazNokta.org.tr
[4] Bkz. Farklı akıllar için 2 yazı: tinaztitiz.com/farkli-akillar/ ve tinaztitiz.com/farkli-akillar-2/
