Mugâlâta: Altıncı nesil bir silâh türü

Yapay Zekâ (YZ) yaşamlarımıza giderek daha çok girerken, onun bir kırım ya da refah aracı olmasını belirleyecek “dil” aracının da önemi artıyor. Sıradan insanı, dili yardımıyla sıradışı zeki ya da aksine süzme aptal konumuna getirebilecek ipucu mühendisliği (prompt engineering) seçenekleri milyar dolarlık YZ platformlarının altında ücretsiz olarak akıyor.

Yarınlarda insan türü eğer YZ açısından bölünecek ise bunun YZ+dil hibritini kullanabilenler ve kullanamayanlar olacağı bir kehânet sayılmamalıdır. Eğer “tüm yaşam sorun çözmektir” özdeyişi[1] mutlak bir gerçeklikse, toplumların varlıklarını sürdürebilme ya da yok olmalarını belirleyecek Sorun Çözme kabiliyetleri de bu bölünmeye göre şekillenecektir.

Bu öngörü altında dilimizin daha etkili bir sorun çözme aracı olabilmesi amacıyla çeşitli girişimler içinde birisi de Kavram Mutfağı girişimidir. https://www.kavrammutfagi.com/ adresli site ile tanımlanan girişimin özel amaçları şöyle belirtilmiş, bu yolla farklı uzmanlık dallarının  amaçlarına kaymaması sağlanmaya çalışılmıştır:

1.     Sözcük kökenlerine merakı uyaran (örn. doktor, patlıcan, tercüman, efendi vd’nin hikayeleri”)

2.     Dilimizde bulunmayan kavramlar (örn. “korkmama özgürlüğü“)

3.     Anlamları bozulmuş kavramlar (örn. “eleştirel düşünce”, “strateji”)

4.     Anlayış genişletme amaçlı kavram önerileri (örn. “anlamkıran sözcük”)

Bu yazı ile ele alınacak kavram ise, “anlamları bozulmuş kavramlar” olarak adlandırılan 3ncü gruptan bir sözcüktür: Mugâlâta.

YZ[2] tarafından tanımı şöyle veriliyor:

Mugalata, mantık hileleri kullanarak veya dil cambazlığı yaparak muhatabı yanıltma, safsata, laf ebeliği ve demagoji anlamına gelir. Tartışmalarda haklı çıkmak amacıyla bilerek ya da bilmeyerek yapılan hatalı akıl yürütmeleri ifade eder.

Kökeni Nedir?

  • Dil: Arapça.
  • Kök: Sözcük, Arapçada “yanılmak, hata etmek” anlamına gelen ġlṭ (galat) kökünden türetilmiştir.
  • Yapısı: Arapça ġalaṭa (yanıldı) fiilinin mufāˁala veznindeki masdarı olan muġālaṭa(t) (مغالطة) kelimesinden Türkçeye geçmiştir. Kelime anlamı tam olarak “yanlışa düşürme, yanıltma” demektir.

Terim ve Günlük Kullanım Anlamı

  • Mantık Terimi Olarak: Doğru veya yaygın kabul gören fikirlere benzeyen ancak aslında yanıltıcı ve hatalı olan öncüllerle kurulan bozuk kıyasları (safsatayı) ifade eder. Literatürdeki tarihi Eski Yunan felsefesine kadar uzanır.
  • Günlük Dilde (Mugalata Etmek): Bir konuda hedef şaşırtmak, laf kalabalığı yapmak veya boş konuşarak gerçeği saptırmaya çalışmak anlamında kullanılır.

İyi de bunların ne önemi var?

Bu uzunca girişin bir nedeni, YZ’nın günümüze gelene kadarki gelişimi boyunca uzmanların çözme yolunda yoğun çaba harcadıkları “halüsinasyon problemi”nin[3], yazının başlığındaki “mugâlâta” kavramı ile yakın ilişkisi nedeniyledir.

YZ platformları bu hatayı -şimdilik- bile isteye değil “farkında olmadan yapılan hata” (paralojizm) nedeniyle yapmaktadır.

Peki bile isteye yapılsa / yaptırılsa ne olur?

Her ideoloji olmazsa olmaz kimi temeller üzerinde var olabiliyor. Demokrasinin de şöyle birkaç temel üstünde yapılandığı genel kabul görmüş bir gerçek[4]:

  • Güçler ayrılığı,
  • Halk egemenliği ve serbest seçimler,
  • Hukukun üstünlüğü,
  • Temel haklar ve azınlık hakları,
  • Sivil toplum ve çoğulculuk,
  • Demokratik siyasal kültür.

Bu ayakların birbirlerine VE bağlaçları ile bağlı olduğu, birisinin bile eksikliği halinde o rejimin otoriterlik yolunda ilerlediği kolayca görülebilir[5].

Bunlardan Güçler Ayrılığı, -yerel ya da genel- iktidar gücünün denetlenmesine dayanıyor. Bu ayağın bir nedenle işlemez hale gelmesi ya da bile isteye getirilmesi halinde geriye kalan beş ayak taşıyıcılığını kaybedecektir.

Ülkemizdeki siyaset kültürünün oldum olası huylarından birisi muhalefetten hoşlanılmayışıdır. 1950’li yıllardaki Tahkikat Komisyonu girişimi, çok partili rejimin ilk perdesinin son bölümü idi. Sonraları değişik tonlarda süregeldi.

Bu süreçte daima kullanılan, ama Türkçe çağrışımı (kökeni Arapça yanıltmak anlamında glt) olmayışı nedeniyle kusur bir yana zekâ pırıltısı sayılan “uzun ve karışık sözlerin arasına karıştırılarak cevapsız bırakma” tekniğidir.

YZ öncesi dönemde dahi mükemmel kullanılagelen bu teknik, YZ desteği ile gerçek cevaptan ayırt edilemez hale getirilebiliyor. Aşağıda şu soruya verilen YZ destekli mugalata cevabı mükemmel bir örnektir: “Yol yapımı ihalesinde müteahhit firmaya verdiğiniz astronomik geçiş garantisi, milletin cebinden çalınmış bir para değil midir?”

YZ cevabı: “Bizim vizyonumuzun sınırlarını idrak edemeyenlerin, geçmişin köhne dehlizlerinden yükselen bu arkaik feryatlarına aziz milletimiz zaten sandıkta gereken en güzel cevabı defaatle vermiştir. Biz bugün burada küresel finansal dinamiklerin getirdiği yenilikçi makroekonomik projeksiyonlar ve kamu-özel sektör sinerjisinin optimize edilmiş rasyonel çıktıları sayesinde, bu aziz coğrafyanın makûs talihini yenerek çığır açan bir altyapı devrimini tahkim etmekle meşgulüz. Esasen, burada sorgulanması gereken şey, geleceğe miras bırakacağımız bu asırlık mega yatırımların stratejik çarpan etkisi değil; geçmişte bu ülkeye tek bir çivi dahi çakamayanların, istikrar ve kalkınma hamlelerimize karşı takındığı bu gayri milli, marjinal ve vizyonsuz statüko refleksidir. Bu vesileyle, her rasyonel süreçte olduğu gibi süreç analitiği ve teknik parametre optimizasyonu bağlamında takvimsel revizyonlarımızın ve rasyonalizasyon çalışmalarımızın kesintisiz devam ettiğini, yani kamu yararı gözeten dinamik güncellemelerin en kısa sürede zaten hayata geçirileceğini de kamuoyunun takdirine gururla sunarız.”

Kullanılan mugalata teknikleri:

  • Ad Hominem (Kişiye Saldırı): Sorunun özünü (astronomik garantileri) tartışmak yerine, soruyu soran tarafı “vizyonsuz, marjinal, köhne ve geçmişte çivi çakamayanlar” olarak itham edip itibarsızlaştırmaya çalıştı.
  • Straw Man (Korkuluk Safsatası): Soru “milletin cebinden çalınan para” iken, konu “altyapı devrimine ve istikrara karşı çıkmak” şeklinde çarpıtıldı ve sanki yol yapılmasına karşı çıkılıyormuş gibi bir algı yaratıldı.
  • Kelime Cambazlığı (Demagoji / Ağdalı Dil): “Haklısınız, bu yanlışı en kısa sürede düzelteceğiz” itirafı; “süreç analitiği ve teknik parametre optimizasyonu bağlamında takvimsel revizyonlar ve dinamik güncellemeler en kısa sürede hayata geçirilecek” denilerek ağır teknik terimlerin arkasına gizlendi ve anlaşılmaz kılındı.
  • Konuyu Saptırma (Kırmızı Sazan / Red Herring): Dikkatler bütçeden saptırılarak “küresel finansal dinamikler”, “stratejik çarpan etkisi” ve “mega yatırımlar” gibi kulağa hoş gelen büyük kavramlara çekildi.

Bu yaklaşım bir silah ise, hangi savunma silahı geliştirilmesi gerekir?

Şeyleri anlamanın ilk durağı adlandırmadır” kuralı gereği, günümüz Türkçesinde ancak belirli yaştakilerin kullandığı, gençlerin ise “laf salatası”, “gargara” gibi argo deyimlerle karşıladıkları bu kavrama iyi bir Türkçe karşılık bulmak iyi olur. Daha doğrusu, karşılık bulmayı işin uzmanlarına bırakıp onlara öneri sunma amaçlı aday adayları üretmek doğru bir yaklaşım olur.

Mugalata karşılığı -her ne olacaksa- gerçekten de 6 ncı nesil bir silah sayılabilir. Bu silaha karşı en iyi savunma, halkın tamamı şimdilik olamasa da elit kesimin dağarcıklarına bu kavramın yerleştirilmesi; her nerede yukarıdaki gibi bir cevap(!) ile karşılanırsa bunun bir yanıltıcı olduğunun anlaşıldığı belirtilmelidir.

Çoğu insan karşısındakinin unvanlarından etkilenerek, mugalatalarının bir anlam içerdiğini sanabilir. Buna karşı -mesela “kes” gibi- tek hecelik bir susturma nidası geliştirilebilir ve bu zamanla halkın ağzına yerleşebilir.

Mugalata’nın Türkçesi olarak ne önerirsiniz? (https://bit.ly/4vxtI24 adresindeki forma yazınız)

Tınaz Titiz

25 Haziran 2026


[1] Karl Popper’ın ünlü sözü ve aynı adlı kitabı.

[2] Bkz. https://share.google/aimode/Ap9CH9KOqha3mbLy1

[3] Bkz. https://share.google/aimode/I60iuvaQO3fVLyic6

[4] Bkz. https://share.google/aimode/E7RbxHk0siU88RQtG

[5] Economist Intelligence Unit (EIU) tarafından 0-10 ölçeğinde tanımlanan Demokrasi Endeksi: (8-10 puan Tam Demokrasi), (6-8 Kusurlu D), (4-6 Hibrit D), (0-4 Otoriter D). https://share.google/aimode/f3r4NX5cc5yphwiQa

3 Yorumlar

  1. Sayın Bakanım, Tınaz TİTİZ Beyefendi,

    E postanız ve “Mugalata: Altıncı nesil bir silah türü” isimli makaleniz için hem teşekkür, hem de tebrik ediyorum.
    Geçtiğimiz yıl yanlış hatırlamıyor isem; Yapay Zeka üzerine çalışmaları sebebiyle Nobel ödülünü Amerika’dan bir profesör aldı. Hafızamda kalan bir açıklaması; insanlar yapay zekanın ne olduğunu bilseler şiddetle uzak dururlar şeklinde idi.
    Sizin makalenizin giriş paragrafının Yapay Zeka konusunu kısa ancak harika bir bilimsel açıklama olduğunu düşünüyorum.
    Kavram mutfağı girişiminin özel amaçları* aynı şekilde 4 başlık ile tam anlaşılır biçimde açıklanmış olduğunu anlıyorum.
    “bile isteye yapılsa/yaptırılırsa ne olur?”
    Sorusuna, Demokrasi kavramı temelleri yapılanması gerçeği için verdiğiniz 6 açıklamanın birbirlerine VE bağlaçları ile bağlı olduğu, bunlardan bir tanesinin bile eksikliğinin DEMOKRASİ ile tanımlanan uygulamanın gerçekleştirilemeyeceğini yazmışsınız. Tamamen katılıyorum.
    Makalenizin devamında; mugalata için yapay zekanın vereceği cevap ile nasıl bir felaket sonuç olacağını; mükemmel bir örnek ile açıklamışsınız. Emeğinize yüreğinize sağlık dilerim.
    Mugalata’nın Türkçesi olarak ne önerirsiniz? Sorunuza
    Slogan olarak* Kes! Takma akılla konuşma, tanrının verdiği en büyük servetin akıl ve onu kullan ya da önce aklın nasıl kullanıldığını öğren!
    Tanım* karşısındaki kişiyi itibarsızlaştırmak, bir şeye karşı çıkıyormuş gibi algı oluşturmayı hedeflemek, sözcük kalabalığının arkasına saklanmak, insanların esas konulara dikkatlerini saptırarak kulağa hoş gelen büyük klişe kavramlar kullanmak.

    Sonuç*
    Türkiye Cumhuriyeti kuruluşunda hedeflenmiş, tanımlanmış sosyal ulus devlet ilkelerine uygun nesiller yetiştirmek. Önderimiz ve Uluslararası tanınırlıkta gurur kaynağımız Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ifadesi ile gençlere bırakılan en büyük mirasın Akıl ve Bilim olduğunu, sürekli olanın devlet olduğunu ve yönetimin halk tarafından sınırlı bir süre birilerine verildiğini sosyal devlet ilkelerine uygun eğitim ile öğretileceği umut ve kararlılığına inanıyorum.
    Sevgiler Saygılarımla
    Prof. Dr.-Ing. Ahmet CAN

  2. Değerli hocam, katkılarınıza sonsuz teşekkürlerimi sunarım. https://bit.ly/4vxtI24 adresindeki eBF formuna önerinizi ekledim. “Kes” ifadesinin, net bir “anladım, farkındayım” anlamı nedeniyle, mugalata yapan üzerinde durdurucu bir etki yapabileceğini ben de düşünüyorum. Bu ifadenin aynı zamanda kişilerde derin bir farkındalığın işareti olacağını da sanırım. O ana kadar bir ninni gibi sakinleştirici, uyuşturucu -hatta karşısındakinin derinliği(!) karşısında büyük bir hayranlık- etkisi olan söz kalabalıklarının birdenbire bir hoşnutsuzluğa dönüşebileceğini tahmin ediyorum.
    Burada önemli eşik bu farkındalığın kalabalıklarda üretilmesinin zorluğu olduğu da aşikar. Bu nedenle de “tüm toplum” yerine daha belirli bir çevrede farkındalık yaratmak düşünülebilir. Bu amaçla da acaba, “mugalatanın olası sonuçları” gibi -ama kolay anlaşılır- bir sebep-sonuç dallanması üretilebilir mi? Her bir dal bir öncekine acaba dedirtmeyecek kadar sağlam bağlı olursa, özellikle de eğitimli ama mugalatanın ölümcül sonuçlarının farkına var(a)mamış kesimlerde bir ani uyanışa yol açabilir (mi?). Selam ve sevgiyle

  3. Kıymetli Bakanım, rica ederim, emeklerinizi takdir kapsamında bir şeyler yazdım. İnsanoğlunun yaşamında çok önemli bir konu olduğu düşüncesindeyim.
    Sizin de duyarlı şekilde belirttiğiniz üzere, önemli eşik bu farkındalığın kalabalıklarda üretilmesinin zorluğu olduğudur. Bu nedenle de “tüm toplum” yerine daha belirli bir çevrede farkındalık yaratmak düşünülebilir açıklamanızı doğru buluyorum. Bu amaçla da, “mugalatanın olası sonuçları” gibi -ama kolay anlaşılır- bir sebep-sonuç dallanması üretilebilir kanaatindeyim. Böylece, açıkladığınız gibi Her bir dal bir öncekine acaba dedirtmeyecek kadar sağlam bağlı olursa, özellikle de eğitimli ama mugalatanın ölümcül sonuçlarının farkına var(a)mamış kesimlerde bir ani uyanışa yol açabilir, tam olarak katılıyorum. İzninizle buraya; Sadi Şirazi’den alıntı yaparak “Kusuru kendisine söylenmeyen adam; ayıbını hüner zanneder” eklemesini yazıyorum. Selam ve Sevgilerimle

Yorum Gönder