(…dir.)  ve (…mi?); Çatışma ve Barış’ın Anahtarları!

(…dir.) ile -adlandırmalar hariç- yargı ifadelerini, (…mi?) ileyse soru ifadelerini kast ediyorum.

“Suyun donma sıcaklığı 0o’dir”, “demokrasi vazgeçilemez bir rejimdir”, “hayvanların buluş yapma yetenekleri yoktur” ve benzeri ifadeler birer yargı örneğidir.

“Adım Deniz’dir”, “Cumhuriyeti kuran Türkiye halkına Türk denir” vb ifadeler ise yine (…dir.) anlamlı eklerle sonlansa da birer adlandırmadan ibarettir.

Bir kısa adım daha..

Açıkça belirtilmemiş olsa da her yargı ifadesinin başında aslında (eğer … ise) şeklinde bir koşul bulunmakta; böylece, “koşulsuz yargıların doğru olmayabileceğini” ilân etmektedir.

Örneğin, eğer basınç deniz seviyesindeki kadar ise suyun donma sıcaklığı 0o, daha düşük basınç altında (meselâ dağ tepesinde) ise bu defa az da olsa daha yüksek bir sıcaklıktadır.

Demokrasi açısından genelde ihmal edilen koşul ise “eğer halkın eğitim düzeyi düşük ise”dir. (Düşük eğitim düzeyi demokrasiyi sorun üreten bir rejim haline dönüştürebilir.)

Bu ve benzer örneklerin de gösterdiği gibi, başlarındaki koşul(lar)ın ihmal edilmesi halinde her (…dir.) bir çatışma nedeni’ne dönüşür. Hattâ o koşullar ihmal edilmese dahi, her yargı, üzerine oturacağı sağlam (kanıtlanabilir, yanlışlanabilir) bir başka yargıya, o da başka koşullu yargılara ihtiyaç gösterecektir.

Böylece, herhangi bir yargı giderek  en temeldeki prima-causa’ya gelip dayanır. O ilk-neden içinse -en azından şimdilik- söylenebilecek tek şey “bilmiyorum”dan ibarettir.

Çıkarılabilecek sonuçlar neler?

Bu birkaç kısa akıl yürütme adımından çıkarılabilecek bir sonuç, “her yargının -ister istemez- çatışmalara yol açma potansiyeli taşıdığı”, çatışmalardan kaçınmanın sağlam bir yolunun kuşku ve sorgulamaya açıklık temelli bir düşünme stili (kısaca ezbersizlik) benimsenmesidir.

Çıkarılabilecek ikinci sonuç ise (…dir.)’in alternatifi olan (…mi?)’nin, “yani soruların yeni sorulara yol açabileceği, onun da -yine ister istemez- barışa yol açma potansiyeli yüklü” olduğudur.

Demem o ki!

Her tür barış şantaj veya mugâlâta[1] ile değil, yargılarımızı askıya alıp (…mi?)leri göreve getirmekle sağlanabilir.

12 Temmuz 2026


[1] Mugâlâta için bkz. https://tinaztitiz.com/mugalata-altinci-nesil-bir-silah-turu/

Yorum Gönder