• Saklı içerik

    Eğitim terimleri ile ilgili bir sözlükten alıntı:

    Saklı İçerik (hidden curriculum) okul müfredatının açıklanmış olmayan, kamusal olan kısmıdır. Hem okulun hem de dersanenin kültürlerinin öğrenci gelişimi üzerinde büyük etkisi vardır.

    Örneğin bir sınıfta öğrenci başına düşen metre kare, öğretmenlerin öğrencilerle olan ilişkisi, ödüllendirme yöntemi, hatta okulun fiziksel ortamı bile müfredat unsurlarındandır. Sabır, rekabet, ve yumuşak başlılık, gizli müfredatın muhtelif boyutlarının sonucu olarak öğrenilen becerilerdir.

    Zaman da, yazılı olmayan müfredatındandır. Örneğin sanat dersleri, okula henüz “yeni” başlayan çocuklara öğretilmez pek. Önce, temel beceriler’in zorunluluklarıyla karşı karşıya bırakılıp, derslere kendilerinin öncelik vermesi sağlanmış olur. Derslerin zaman bölümlerine yerleştirilmesinin öğrencinin derse kendini vermesi üzerinde etkisi vardır; 50 dakikada bir ders değiştirmek, öğrencinin öğrenmesi, konunun da öğretilebilmesi için gerekli dikkatin verilmesini sağlayamaz.

    Saklı içeriğin en iyi örneği Philip Jackson’un Life in Schools adlı klasik kitabındadır. Jackson, bir takım şeylere dikkat çektikten sonra, öğrencinin zamanının çoğunun, başkalarıyla birlikte çalışma ve araştırma için harcayacağına, beklemekle geçtiğine dikkat çekmektedir.

    Bu açıklamaların ışığı altında acaba okullarımızda -saklı içeriğin sonuçları olarak- neler öğrenilir? Buradaki “öğrenme” deyimi ile bir şeylerin adlarının bellenmesinin değil, “kişinin yeteneklerinde, bilgilerinde, algılamalarında ve kişinin kendini ve başkalarını duyumsamasındaki değişim“in kastedildiğine özellikle işaret edilmelidir. [1]

    Zaman içindeki gözlemlerimize göre “öğrenilenler” içinde şunlar bulunmaktadır:

    • Sağlıksız beslenme (okul kantinlerindeki uyduruk besinlere zaman içinde oluşan bağımlılık yoluyla),
    • Kuşkusuzluk (öğretilenlerin mutlak doğru olduğu inancının işleri çok kolaylaştırması nedeniyle),
    • Ter kokusu normaldir (her ders arasında takım elbiseyle enerji boşaltıcı hareketler -top oynama vbg- yoluyla),
    • “Ben de başkaları da güvenilmez kişileriz, kimse başımızda yoksa çalabiliriz” ya da “insanlar potansiyel suçludur” (sınavlardaki gözetim yoluyla),
    • “Ben öğrenemem, ancak başkası bana öğretebilir” (öğretme merkezli eğitim yoluyla),
    • “Temiz hava önemli değildir” (dershanelerin bozuk havaları yoluyla),
    • Omurga eğrilikleri (biçimsiz oturuşlar ve bozuk sıra tasarımları yoluyla),
    • “Tekdüzelik esastır” (boy sırası, okul üniforması, defter ve kitap kapları vb yoluyla),
    • Bilmemek cezalandırılma nedenidir; ama, anlamadan bellemenin veya sorgulamadan kabullenmenin veya merak edip öğrenmeye çalışmamanın hiçbir sakıncası yoktur (sınavlar yoluyla),
    • Fikirler koşullandırma yoluyla benimsetilir (öğretme yoluyla),
    • Ad bellemek öğrenmek demektir,
    • Eğitimde işe yarayan pek bir şey öğrenilmez, ama bu söylenmemelidir,
    • Eğitim, sınıflarda yapılabilecek bir faaliyettir. Güç ortamlardan -kar gibi-, lise ve üniversitelerdeki erişkin öğrencilerin dahi öğrenecekleri bir şey yoktur (kar tatilleri yoluyla),
    • İyi ahlâk bir lükstür. Bir risk bulunmaması ve de birilerinin emir -hem de yazılı- vermesi halinde ahlâklı davranılabilir.
    • Eğri-büğrülük, özensizlik doğaldır, yeter ki kozmetiği yerinde olsun. (Mimarlık ve mühendislik fakültelerinin binalarının bile, uyduruk, çürük, ama yönetici odalarının şatafatı yoluyla).

    [1] Handbook of Educational Terms and Applications, A.K. Ellis, J.T. Fouts, 1996

    Cuma, 25 Ocak 2002

    Rev. Pazar, 13 Ekim 2002

  • En sevilen dizilerimiz ve “saklı içerikleri”

    “Saklı içerik” deyimi medyada zaman zaman kullanılmaya başlandı. Açıkça verilmeyen, ama öyle olduğu, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak kadar net anlaşılan mesajlara “saklı içerik” deniliyor. Örneğin, okullardaki sınavlarda öğrencilerin başında bekleyen gözetmenler hiçbir şey söylemeseler de verdikleri mesaj, “siz kopya çekebilirsiniz, biz bunu engellemek için varız” biçimindedir ve bu durumdaki “saklı” içerik budur.

    Yalan söylemenin ayıp olduğu konusundaki açık mesajlarla beyni yıkanan çocuğa, evde telefonla arayan birisi için “şimdi evde yok deyiver” şeklindeki telkin ya da sigaranın zararları konusundaki sürekli propagandaya karşın sevilen bir dizideki esas oğlanın bir sigara yakıvermesi hep birer “saklı içerik”tir.

    Saklı içeriğin başlıca özelliği, öğretilmek için çabalananların aksine kolayca öğrenilmesidir. Okullardaki resmi müfredatın (açık içerik) öğretmek istediklerinin değil de, hiçbir yerde yazılı olmayanların kolayca öğrenilebilmesi bunu net olarak göstermektedir. (Saklı içerik konusuyla ilgilenenler, bu konuda birkaç yazı bulabilirler).

    Saklı içerik çoğu zaman bilmeden, farkında olmadan, bazen de propaganda uzmanlarının bilinçli olarak kullandıkları bir olgu ya da araçtır.

    TV dizileri içinde en çok izlenenler “Çocuklar Duymasın“, “Asmalı Konak” ve “Tatlı Hayat” imiş. İlk sıradakiler bunlar mıdır yoksa başka diziler mi öndedir, bu yazının konusu açısından hiç bir fark yaratmayacağını, zaman zaman da olsa izleyenler bilirler.

    Her üç dizide -ve diğerlerinde- toplum ortalamasının epey üzerinde bir yaşam düzeyine sahip aileler vardır. Aileleri daha iyi yaşam koşullarına öykündürmek açısından bu abartının bir yararı olduğu söylenebilir.

    Konuları, mesajları, mizah türleri gibi açılardan farklar taşıyan bu dizilerdeki çeşitli iş ve ev mekânlarında geçen sayısız sahne içinde tek ortak nokta vardır ve en kuvvetli mesaj da budur denilebilir: çalışmamak!

    Bu dizilerin -sanki sözleşmişler gibi- ortak saklı içerikleri “böylesine bir hayat için çalışmaya gerek yoktur” şeklindedir.

    Çocuklar Duymasın dizisindeki taş fırın erkeğini -ki bu kadar ilgisiz bir tip nasıl seçildi o da ayrı bir garipliktir- ve onun büro -ki galiba bir mimari bürodur- arkadaşını, bir defa dahi çalışırken gören var mıdır? Tüm yaşam, akşam yemeğinin kimlerde yeneceği, sonrasında nereye gezmeye gidileceği konusundan ve fısfıs İsmail denilen garip tipin kaba cinsel çağrışımlı şakalarından(!) ibarettir.

    İnsan kaynakları yöneticisi olduğu anlaşılan hanım ile onun sekreter kankasını hiçbir evraka ellerini dokundururken, bir damlacık çaba gösterirken gören var mıdır?

    Buradaki net “saklı içerik”, “ey insanlar, yaşam budur; çalışmanıza gerek yoktur; böyle yaşam çalışmadan olabilir” biçiminde değil midir?

    Tatlı Hayat dizisindeki kuru temizleyiciyi bir defa çalışırken gören var mıdır? “Böylesine bir yaşam sadece fırıldak düşüncelerle mümkündür” saklı mesajından başka kuvvetli mesaj alan var mıdır?

    Asmalı Konak’taki debdebeyi besleyen kaynak “çalışma” olmadığına göre nedir bilen var mıdır? Bunları uzatmak ve pembe dizilere kadar götürmek mümkündür (oralarda hiç olmazsa ara sıra yönetim kurullarında kararlar filan alınır).

    Aziz Nesin’i giderek daha iyi anlıyorum ve tepki toplayan yargısına karşı duyduğum ilk an tepkisinin ne kadar yersiz olduğunu şimdilerde daha iyi anlıyorum ve korkuyorum.

    Medyanın ne denli bir etkileyici güç olduğunu bilmeyen kalmadı. İntihar etmeyi öğütleyen bir şarkının ardından köprüden atlayan, cinayet filmi seyredip aynısını uygulayan, tecavüz sahnelerini çocuk arkadaşları üzerinde uygulamaya kalkan bebeleri biliyoruz.

    Başlıca eğitim kaynağı TV -ve onun basılı türleri- olan milyonlarca insana sürekli biçimde “çalışmanıza gerek yok böyle yaşamanın yolunu bulun” mesajını veren kadrolar (senaristlerden başlayıp TV yöneticilerine kadar) rahmetli Nesin tarafından tanımlanan gruba mı yoksa Göring kategorisine mi giriyorlar? Yoksa her ikisinin de dışında bir üçüncü türe mi aitler?

    7 Eylül 2005