Category: çağrılar

Değerli dostlar, Uzun süredir zihinlerimizi meşgul ettiğinden emin olduğum bir konuda düşüncelerimi paylaşmak istiyordum. Bugün okuduğum, toplumun büyük bölümünü kaygılandıran “niteliksizlik” hakkındaki bir yazının son cümlesi beni bu satırları yazmaya

Herhangi bir göreve seçimle gelecek kişilerin görevleri boyunca uymayı taahhüt edeceklerini kapsayan birer Etik Güvence’yi seçilmeden önce ilan etmeleri öneriliyor. Bu güvencenin, alışılmış genel çerçeveli “yemin”lerden farkı, somut ve kolay

(Dec 15, 2013), (Apr 19, 2014), (11 Sept, 2014), (Dec 1, 2014), (Apr7, 2018), (May 15, 2018) Çeşitli kanallarla “satmak” için uğraştığımız kavramlarvar ve bunda güçlükler yaşıyoruz. (Örneğin, Sorun Çözme

Dil organının son derece esnek oluşunu –yiyecek ve tükürüğün ağız içindeki dolaşımını kontrol dışındaki– temsil eden bu deyim, “gerçekliği belirsiz bir kanı veya tasavvurun -fıskos’tan bambam’a kadar- çeşitli açıklıklarda ifadesi”

Şiddete karşı çeşitli çağrılar yapılıyor. Toplu yürüyüşler, dükkanlara asılan bildiriler vs. Bunlar yararsızdır. Çok kısa vade içinde çare olmasa da -zaten öyle bir çare de yok- ne olup bittiğini ve de niçin olup bittiğini anlamaya çalışmak etkili bir çaredir. Şiddet, bir etnik azınlığın özgürlük talepleri nedeniyle değil, Türkiyenin kaynaklarının transfer edilmesi nedeniyle İstismara Açık Alan yaratılması ve yaratılan alanın sömürülmesi sırasında dikkatleri dağıtmak amacıyla dış kaynaklı ve iç destekli olarak yaratılıyor. Bunları sorgulayabilecek insan malzememizin zihinleri ise sorgulanamazlık ile iğdiş edilmiştir ve de kimsenin sesi çıkmamaktadır. Onlar sıkı sıkıya sarıldıkları ezberleri ile uyumaktadırlar.

Değerli dostlar, Vaktinin bir bölümünü, toplumun çeşitli kesimlerinden kişilerle iletişim için kullanan birisi olarak bir gözlem ve ona dayalı bir düşüncemi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bardakların yarısını dolu ya da boş