Category: Ahlak (etik)

“Koyu renk takım elbise şarttır”, “hariçten yiyecek içecek getirmek yasaktır[1]” gibi uyarıları, üzerinde pek ciddiyetle durulmayacak kalıplar olarak görebiliriz; ama her biri birer “özgürlük alanı belirteci”dir ve kullanılmadıklarında çeşitli istenmedik

Justus F. von Liebig[1] (1803-1873) bir kimyacı. Minimum yasası[2] adı verilen ve 1828’de Carl Sprengel tarafından bulunan yasayı popüler hale getiren kişi. Özet şu: “Bir bitkinin büyümesi toplam kaynaklara değil,

Herhangi bir göreve seçimle gelecek kişilerin görevleri boyunca uymayı taahhüt edeceklerini kapsayan birer Etik Güvence’yi seçilmeden önce ilan etmeleri öneriliyor. Bu güvencenin, alışılmış genel çerçeveli “yemin”lerden farkı, somut ve kolay

Özellikle küçük yaştaki çocuklar, ama genelde genç denilebilecek yaşlara kadar hemen herkeste gözlediğim bir olgu hakkında düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Küçücük çocukların belirli bir ideoloji yolunda nasıl koşullandıklarını, hatta giderek o

Önce Aristo’nun (MÖ 384-322) hitabet (retorik) konusundaki sistematiğinden bir alıntı[1]: “Hatip dinleyicileri ikna etmek amacıyla üç ana tür çağrı kullanır: Ethos (hatibin karakterini yansıtan çağrı); pathos (dinleyicilerin duygularına hitap eden

İnsan türünün tüm diğer canlılar gibi doğuştan -büyük ölçüde- meraklı olduğunu biliyoruz. “Büyük ölçüde” deyişimin nedeni, Dünyaya gelirkenki kalıtsal mirasımız ve bir de doğum öncesi süre içinde annenin beslenmesi, içinde

Kimi uğraşı alanlarının görevlilerinin görev, yetki ve sorumlulukları hakkındaki varsayım hatalarımız -her zaman olmasa da- genellikle katlanılabilir sonuçlara yol açar. Örneğin, bir taksi şoförünün para bozma gibi bir sorumluluğu olduğunu

NPQ dergisin 2004 sonbahar sayısında “İslam ve Bilimsel Köktencilik” (Islam and Scientific Fundamentalism) başlıklı bir makale[1] yayımlanmıştı. Makale, İslam’ın Altın Çağı[2] olarak bilinen 8nci ila 13ncü yy’lar arasındaki döneme yol

Dil organının son derece esnek oluşunu –yiyecek ve tükürüğün ağız içindeki dolaşımını kontrol dışındaki– temsil eden bu deyim, “gerçekliği belirsiz bir kanı veya tasavvurun -fıskos’tan bambam’a kadar- çeşitli açıklıklarda ifadesi”

İnsanlık tarihinin en başında, bugünkü anlamda ne dinler ne de bilim olduğuna ilişkin bir kanıt var. Var olduğu tahmin edilebilecek tek şey korkular ve belki bazı sezgisel sorulara yine sezgisel