GELİŞMİŞLİK ÖLÇÜTLERİ NEREYE KADAR YOL GÖSTERİCİDİR?

Çeşitli mal veya hizmet tüketimlerinin, gelişmişlik ölçütü olarak kullanılması oldukça yaygındır. Fert başına otomobil sayısı, elektrik enerjisi tüketimi, gazete tirajı gibi ölçütler, en az fert başına milli gelir kadar çok kullanılan ölçütlerdir.

Bunlar doğru yorumlandığı, aşırı sonuçlar çıkarılmaya çalışılmadığı sürece son derece faydalı olan bu kriterler, toplum yaşamlarının çeşitli kesitlerinin ortaya çıkarılmasına yarayan bir çeşit “toplum yaşamı röntgenleri” dir.

Doğru kullanıldığı zaman yararlı olan bu araçlar -her araçta olduğu gibi-, amacını aşan biçimde, örneğin yatırım planlaması amacıyla kullanıldığında kaynakların heba edilmesine yol açmaktadır.

Örneğin, fert başına otomobil sayısı açısından gelişmiş ülkelere oranla bir düşüklük varsa -ki ülkemizde vardır-, bu oranı yükseltmek için yeni otomobil fabrikalarının açılması gerektiği sonucuna varılırsa bu ilk bakışta pek makul görünür.

Ülkemizdeki fert başına otomobil sayısı azlığının nedeni yalnızca otomobil üretiminin yetersizliği ise, yerli üretimi artıracak biçimde yeni fabrikaların yapılması gerektiği şeklindeki sonuç doğrudur. Ama eğer öyle değil de, mesela harcanabilir gelir yetersizliği, yolların ve park yerlerinin azlığı gibi nedenlerle bu ölçüt düşükse, bu defa ilave otomobil üretimi bu nedenleri ortadan kaldıramayacaktır. Bu durum karşısında otomobil üreticileri devletten destek talebedecekler, böylece yapay olarak ucuzlayan otomobiller satılabilecek, ama yol ve park yetmezliği sorunu daha da artmış olacaktır.

Bu spekülasyon tabii ki rekabet gücü yüksek, dolayısıyla da yalnız iç pazarı hedeflememiş ürünler için doğru değildir. Zaten o tür ürünler için yola çıkış noktası fert başına tüketimi yükseltmek değil, dış pazarlardan pay almaktır. Dolayısıyla o tür ürünler konu dışıdır.

Ülkemizde gazete okuyan kişi sayısı yaklaşık 4 milyon kişidir. Bu, gelişmiş ülkelere oranla yaklaşık on kat düşüktür. Bir girişimci bu rakamı kullanarak 36 milyon tirajlı bir gazete çıkarmaya kalksa herhalde iki gün içinde batar. Çünkü insanların gazete okumayışlarının nedeni gazete bulamamak değil, sorunlarını bilgiyle çözmemek ve de gazetelerin de bilgiyle sorun çözümüne yardımcı olabilecek nitelikte olmayışıdır. Kaynaktaki bu nedenleri gidermeden yalnızca gazete basmak okuyucu sayısını artırmaz.

Ülkemizdeki yatırımların çoğunda hareket noktası olarak alınan “fert başına” kriterleri, böyle kullanıldığı takdirde yarar değil zarar getirmektedir. Dikkate alınması gereken nokta neyin ne kadar kullanıldığı değil, neyin “niçin” o kadar kullanıldığıdır.

Olayların görüntüleri yerine onları yaratan nedenlere bakmak, Batı Dünya’sına Rönesans’ın bir armağanıdır.

Biz ise Rönesans yaşamadık. Pekiyi biz ne olacağız?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.