ARŞİMED VE GÖTÜRÜ VERGİ

“Bana bir dayanak gösterin Dünya’yı yerinden oynatayım”.

2250 yıl önce bu sözü söyleyen Arşimed’in niyeti, sonradan kendi adıyla anılacak prensibi vurgulamaktı.

Arşimed’in zamanında vergi nasıl toplanırdı, kaç çeşit vergi vardı bunları bilemem ama götürü vergi türü için de şöyle bir söz söylemesi pek uygun olurdu; “bana biraz götürü vergi imkanı tanıyın, bütün vergi sisteminizi berbat edeyim!”…

Vergi yasalarında değişiklik yapmayı öngören tasarıların “vergi reformu” olarak adlandırılması nasıl bir gelenek haline gelmişse, adına götürü vergi denilen ve vergi sistemlerinin bütününü işlemez kılan, ayrıca da siyasal baskılarla giderek genişleme eğiliminde olan acayipliği -öyle veya böyle- genişletmeside gelenek olmuştur.

Bir kısım insanı rüşvet karşılığında vergi sistemi dışında bırakmak demek olan götürü vergi, bazı kesimleri gereğinden fazla vergilendirerek, bazı-ve çok daha kalabalık-kesimleri de gereğinden az vergilendirerek iki yönlü bir haksızlık mekanizması olarak işler.

Daha da önemlisi, bir vergi reformunun asıl hedef kitlesi olması gereken “vergi vermeyen kesim” için aranıp da bulunamayacak bir naylon fatura kaynağı yine bu götürü vergidir.

Siyasetin, popülist yağcılık olarak da anlaşıldığı ülkemizde, götürü vergi acayipliğinin en esaslı gerekçesi, “üç kuruş kazancı olan küçük esnaf ve köylüyü kırtasiyeye boğmamak” ve “bu tür işleri beceremeyecek kesimleri zora sokmamak”tır.

İnsanları zora sokmamak, kırtasiyeye boğmamak yalnız küçük esnaf ve köylü için değil istisnasız herkes için doğrudur. Bunu sağlamanın yolu ise bir kısım insanı sistem dışında bırakmak değil, basit ve iyi işleyen bir belge düzeni kurmaktır.

1986 yılında Türkiye’ye davet edilen Prof. Lev Landa adında bir rus kökenli ABD’li bilim adamı, kendi geliştirdiği ve Landamatic adını verdiği algoritmik bir yaklaşımla çeşitli ülkelerin belge düzenlerini yeniden kurmuştur.

Prof. Landa’nın Hollanda Hükümeti adına yaptığı bir çalışma sırasında Hollanda’lı vergi mükelleflerinin %80’inin vergi beyannamelerinden birşey anlamadığı ortaya çıkmıştır. Bu oran herhalde ülkemizde de aynıdır.

Sistem Kurma Becerisi olağanüstü düşük olan toplumumuzda vergi reformu adına ilk yapılması gereken, vergi idaremize bu becerinin kazandırılmasıdır. Günümüzün teknolojisi, bu tür sistemlerin kurulmasını kolaylaştırmıştır.

Trafik kazalarında ençok hasar gören şoförleri, sırf şoförler sıkılmasın diye emniyet kemeri uygulamasının dışında bırakan zihniyet, günlük kazancı götürü vergisinin çok dışına taşabilen ticari taksileri de aynı gerekçeyle gelir kaydedici cihaz kullanımının dışında bırakmıştır.

“Biz cahiliz, bizi sistem dışında tutun” uyanıklığına pirim veren popülist yağcılığı aşmak ve en küçük gelir ve gideri dahi belgelemek zorundayız.

Şu unutulmamalıdır; belgesiz kazanç ve harcama, her türlü ahlak ve yasadışı işlerin yakıtıdır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.