ANAYOL : BİR ABESLE İŞTİGAL* ÖRNEĞİ!

ANAP ve DYP’nin birleşerek güçlü bir “sağda tek parti” haline gelmeleri, böylece de istikrarsızlık sorununun ortadan kalkması, uzun süredir üzerinde konuşulan ve giderek daha çok kişinin doğruluğuna inandığı ve gerçekleştirmeye uğraştığı bir yaklaşımdır.

Hatta yalnız bu iki partinin değil, soldaki partilerin de birleşip benzer bir “solda tek parti” oluşturmaları halinde işler basitleşecek, sırayla iktidar ve muhalefet görevlerini üstlenebileceklerdir. Bu formül, Refah’ın önünün kesilmesi için de ideal çözümdür.

Bu denli çok yarara sahip bir formül ne yazık ki iki inatçı liderin koltuk hırsı nedeniyle gerçekleşememektedir.

Farklılıkları gözardı etme konusunda ısrarlı bir tutum içinde bulunan toplumumuz, akla gelen her alanda “farksızlık” (birlik) oluşturmaya pek meraklıdır. Birlik (teklik anlamında) ile bütünlük arasındaki farkı anlamamakta direnip, partileri birleştirmeye ve bu yolla da istikrar sağlamaya çalışmanın dilimize çevirisi şu demektir: Partileri oluşturan kişilerin düşünce farklılıkları önemli değildir. Bu farklılıklar arasında bir bütünlük kurmak demek olan parti içi demokrasi gibi güç bir süreç yerine, genel başkana biat etmek çok daha kolaydır. Bizim insanlarımız da aslında biat etmeye pek yatkındır. O halde mesele, kişileri tek parti bayrağı altında toplamaktan ibarettir. Bu yapıldığında farklı ses çıkması büyük ölçüde önlenir. Bu konuda en büyük yardımcı da kamuoyudur. “Madem ki filan partidesin o halde o partinin resmi düşüncesinin dışında bir düşüncen olamaz, olsa bile söylenmez susulur” biçimindeki değer yargısı, insanları bir sürü halinde yönetmenin ve dolayısıyla da ülkedeki istikrarı sağlamanın güvencesidir.

İletişim ve bilgisayar alanlarındaki olağanüstü gelişmeler, geçmişi yaklaşık ikiyüz yıla varan geleneksel siyasal parti paradigmasını, hatta temsil kavramını yıkmıştır. Artık, farklı düşünebilen insanlardan oluşan “ağ tabanlı partiler” gündemdedir. Bu siyasal “ağ”ların bir özelliği, parti görüşlerinin, “lidere biat” yoluyla değil, ağ üyelerinin aralarındaki uzlaşmalarla ortaya çıkması olacaktır. Daha ileri bir aşamada, aynı bir kişinin birden fazla parti ağına dahil olması, bir konuda bir ağ ile uzlaşırken bir diğer konuda başka ağ ile uzlaşması mümkün olabilecektir.

“Ağ tabanlı parti” yaklaşımının temel özelliği, kişilerin sürü üyesi farzedilmeyip, bütün konularda bir parti ya da onun lideri gibi düşünmek zorunda olmadığı, ayrıca da bunun yararlı olmadığı, bunun yaratıcı düşünce üretimini engellediğidir. Partiler, aynı düşünceleri paylaşan insanlardan çok, benzer uzlaşma yöntemlerine sahip kişilerin bir birlikteliği olarak anlaşılmalıdır. Bu, gelecek için değil, bugün için de gerekmektedir.

ANAYOL ya da benzerlerinin dayandığı en güçlü gerekçe, “taban”larının aynı olduğudur. Herhalde bir yaratığa -yalnız insana değil- yapılabilecek en büyük hakaret ve de haksızlık, onun, diğerlerinden farksız olduğunu ileri sürmektir. Hiç kimse birbirinin “aynı” değildir. Lider olduğunu ileri sürerek ortaya çıkmış kimselerin de böyle bir “aynı”lıktan sağlayabilecekleri bir yarar da yoktur.

Madalyonun bir de diğer yüzü vardır: “aynı” olmaması gereken parti üyeleri iradelerini birer kişilere devretmiş, bir başka partideki kişiler ile iletişme ve uzlaşma yollarını kapatmıştır.

ANAP ve DYP’nin liderlerinin uzlaşamadığı doğrudur. Ama aynı derecede doğru olan bir başka şey, bu iki partinin hiçbir düzeyindeki hiçbir kimsenin de, birbirleriyle uzlaştıkları konuları aramak, bunlar çevresinde ortaklıklar oluşturmak ve bunlara dayanarak da liderlerini ortaklıklara zorlamak gibi bir eğilimin içinde olmadıklarıdır. Bunun yerine herkes iradesini liderine terketmiş kaderini beklemektedir. Tencereler yuvarlanmış kapaklarını bulmuştur.

Partileri birleştirmek ve böylece daha çok insanın iradesini daha az sayıda lidere terketmesine çabalamak yerine, çok sayıda ve de arkasında terkedilmemiş iradelerin bulunacağı düşünce arasında uzlaşılar aramak, zamanın akışına daha uyumlu bir yaklaşım olacaktır.

Gericilik -tüm kavramlarımızda olduğu gibi-, anlamı çarpılmış bir kavramdır. Eğer gericilik, çağın doğrularına sırtını dönmekse, parlamentoya az parti sokup, girenleri de birleştirmeye çalışarak istikrar sağlamak gericilik değil de nedir?

Çarşamba, 21 Şubat 1996

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.