TEKNOLOJİ TRANSFERİ

TEKNOLOJİ TRANSFERİ

Dilimizde, yabancı dilden alınan ama farklı anlam yüklenerek kullanılan epey sözcük ve deyim vardır.

Örneğin “demokrasi” bunlardan birisidir. “Halkın kendi kendini yönetmesi” anlamındaki bu sözcük kültürümüze, “insanların akıllarına eseni yapmaları” (!) şeklinde yerleşmiştir.

İşte bu tür çok sayıdaki deyimlerden birisi de “teknoloji transferi”dir.

Deyimi oluşturan “teknoloji” ve “transfer” kelimeleri zaten yeterince ağız doldurmakta olup, bir de ikisinin biraraya gelmesi daha da bir etkileme gücü yaratmaktadır.

Bilimi, halkın günlük yaşamına, akılcı düşünce biçimi olarak sokabilmiş toplumlarda, bilimin hayata uygulanışı demek olan teknolojinin, askeri veya sınai laboratuvarlardan biribirine ya da bunlardan günlük yaşama aktarılmasına teknoloji transferi adı verilmektedir.

Örneğin NASA’nın uzay çalışmalarında kullanılmak üzere geliştirdiği teknolojilerin savunma ya da tarıma aktarılması birer “teknoloji transferi”dir.

Bu deyim ülkemizde, bir ülkeden teknoloji satın almaya karşılık olarak kullanılmakta, alanlar ve özellikle satanlar bu alışverişe bayılmaktadırlar.

Sokaktaki insanımız, “filan ülkeden, şu kadar para vererek fişmanca teknolojiyi transfer ettik” denilince, rakip takımın as futbolcusunu transfer ederek onu felç etmiş futbol hastası gibi sevinmektedir. Sokaktaki insanımızın yanısıra, sokakta olmayan insanımız arasında da bu “teknoloji transferi” deyimi pek revaçta olup, bilim politikamızı bu “transfer” işine bağlamış pekçok “sokakta olmayan” insanımız mevcuttur.

Bu “sokakta olmayan” insanlarımıza herhangi bir hatırlatmada bulunmak kimsenin haddi olmadığı için, sokaktaki insanlar için basit bir örnekle bu transfer işinin ne olup ne olmadığını açıklamakta yarar vardır. Şöyle ki;

Teknoloji transferi süreci, bir makineli tüfeğin peşpeşe mermi atmasına benzetilebilir. Namludan çıkmış olan bir mermi, transfer edilen teknolojidir. Sahip olana göreli bir üstünlük sağlar.

Bu teknoloji birisine satılır, hibe edilir, verilirse bu göreli üstünlük de, teknolojiyi eline geçirene geçmiş olur. Teknolojiyi geliştirmiş olan, üstünlüğünü kaybetmeyi düşünmediği için, arkadan başka mermiler gelecek şekilde bir düzenleme yapmak aklın gereğidir ve zaten de öyle yapılmaktadır

Bir mermi namluyu terkederken bir diğeri namluya sürülmekte, diğerleri namluya sürülmek üzere şarjörün içinde hazır beklemektedir. Ayrıca yedek şarjörler silahın yanında, yedek şarjör kutuları da cephane kamyonunun üzerindedir. Hatta yeni cephane kamyonları dolmak üzere mühimmat fabrikasında beklemektedir.

Görüldüğü gibi bu süreç bir süreklilik taşımaktadır.

İlk merminin bir diğer ülkeye “transfer” edilebilmesi, bu sürecin sürekliliğine bağlıdır.

İlk çıkan mermiyi para verip alan, aslında hiçbir üstünlüğe sahip olmamakta, aksine onu satanın göreli üstünlük kazanmasına yardımcı olmaktadır.

Çünkü, teknoloji üretimi yapanın daima bir burun farkıyla önde olması, ilk mermilerin (eskimiş teknolojiyi) birisine satılmasına, satış mümkün değilse hibe edilmesine, hatta bu da mümkün değilse zorla(!) verilmesine bağlıdır.

“Teknoloji trasfer ettim” diye şişinenin küçük de olsa bir avantaj kazanması için ise, transfer edilen ülkenin yüksek gümrük duvarları vs. gibi bir engelle korunması lazımdır.

Özet olarak Teknoloji Transferi, bir “tek işlem” değil, bir “süreç”tir.

Sürecin aslı teknoloji üretimidir. Üstünlüğe sahip olan teknolojiyi transfer eden değil teknolojiyi üretendir.

Sokaktaki insanımız için verilen bu örneği, sokakta olmayan insanımızın da anlayacağı ümidiyle!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.