Karmaşık Sayılar ve Türkiye Sorunlarına bir Yaklaşım

Önce biraz hatırlatma

Karmaşık Sayılar (KS) kimi özel amaçlar için geliştirilmiş bir sayı sistemidir.  Lise yıllarından kalanları tazelemek ya da ilk defa öğrenmek isteyenler internet ansiklopedilerinde kolayca geniş bilgi bulabilirler[1].

Bizi ilgilendiren KS denizinde boğulmak değil, önemli bir özelliğinden yararlanarak, karmaşık durumdaki Türkiye sorunları için çıkış yolu tasarlamak isteyenlere az da olsa bir katkıda bulunmaktır.

Karmaşık Sorunlara Karmaşık Sayılar mı?

Hayır, Türkiye sorunları karmaşıktan çok karışık deyimiyle tanımlanabilir; buradaki sadece sözcük rastlantısıdır. KS’nın şu özelliği karışık sorunların anlaşılması için önem taşıyor: Her karmaşık sayının biri gerçel (reel), diğeri sanal (imajiner) olmak üzere iki bileşeni var ve bunların biri artınca diğeri azalıyor. Gerçel bileşen %100 olduğunda sanal bileşen sıfıra iniyor ya da tam aksi. Tabii bu iki ucun arasında sonsuz sayıda olasılık var. Örneğin %10 sanal %90 gerçel gibi.

Sorunlar ve çözüm önerileri

Sorunlar önce tanımlanıp ona göre de çözüm önerileri geliştirildiğine göre, sorun tanımı ve o tanıma temel oluşturan durum çözümlemesi en kritik öğelerin birincisi; bunun bileşenleri ise konuyla ilgili kişi(ler)in bilgileri, deneyim birikimleri, tahmin yetenekleri[2] ve yaratıcılıklarını sınırlayan akıl daraltıcılar’dır[3].

Durum çözümlemesinin, bu öğelere göre sıfır ile %100 arasında çeşitli derecelerde deformasyona uğrayacağı bellidir. Hiç deforme olmamış bir durum analizi karmaşık sayının gerçel ekseninde yer alırken tam deformasyon ise sanal eksen üzerine oturur.

Bu benzetmeler, Türkiye sorunları örneğinde şunlara karşılık gelir: Gerçel (ya da tam aksine sanal) eksen üzerine tam yerleşmiş şöyle bir durum analizi; Sedat Peker video ve tweetlerinde iddia edilen çetelere teslim olmuş, toprakları yabancı savaşçıların örtülü işgalinde, tüm varlıkları rehinde, borçlarının faizini dahi ödeyebilecek kaynak bulamayan, ama bir yandan da emperyal devlet iddiasıyla her ülkede işbirliği yapabilecek kesimlere halkının ürettiği değerleri transfer etme peşinde bir toplum yapısı. Ya da bunların iki eksene çeşitli oranlarda dağılmış olduğu bir durum.

Bu gerçel (veya sanal) duruma karşı çözüm üretmeye çalışan, kendileri de koordinat sisteminin gerçel ve sanal eksenleri arasında bir yerle konuşlanmış; üstüne üstlük akıl daraltıcıların etkisinde kişi veya kurumlar.

Elektronarkoz ortamı

Gerçek durumun ne olduğu bir yana, resmi çizilen bu durumun ne denli yanıltıcı, gerçeklerden ne kadar kopuk olduğu bellidir.

Böylesi bir ortamda en değerli olanın, reel (gerçel) eksen üzerindeki resmin bilinmesi, bunun için de hem akıl daraltıcılarının farkındalığı hem de daha yetkin akıllar üretmenin öneminin bilincinde kişiler olacağı tahmin edilebilir. Bunun aksi durum ise sanal gerçeklik ortamında, elindeki duyargalar (sensor), gözündeki VR gözlüğü ile aya iniş yapmaya çalışmak gibi bir elektronarkoz ortamıdır.

Günümüz Türkiyesinde okur yazar sınıfına dahil çoğu kişi kendisine sorun olarak görünen konularda çözümler üretiyor ki bu son derece umut verici bir durum. Aydınlarının sorunlardan uzak durmayıp arayış içinde olmaları alkışı hakediyor.

Bu saygıdeğer süreçte sorun tanımına esas varsayımlarının, gerçel-sanal koordinat sisteminde hangi eksenlere ne ölçüde pay edildiğini merak edenler ise iki defa alkışı hak ediyorlar.

Her geçen gün resmin ortaya çıkan parçaları yoluyla eksenlere düşen payları güncelleyen ve yeni resimden korkmadan ya da tembelliğini bilgiçlikle örtmeye çalışmadan elinden gelen tohum saçma çabasını göstermeyi sürdürenlere ise şükranlar.

10 Ağustos 2021


[1] Bkz. Wikiwand Karmaşık Sayılar: https://bit.ly/3fNLB7T

[2] Bkz. http://tinaztitiz.com/2021/08/04/her-cozum-bir-tahmindir/

[3] Bkz. Akıl Daraltıcılar: https://www.kavrammutfagi.com/kavram/akil-daraltici

3 Yorumlar

  1. Çok Kıymetli Tınaz Hocam, yazınızdaki buluş oldukça etkileyici; elektrik mühendisliğinde esaslı ayrım olan sanal (imajiner) güç, aktif güç kavramlarını akıl fonksiyonlarına taşımak ve orada akıl daraltıcıları imajiner eksene taşımak olayları kavramamıza yardımcı bir benzetme olabilir.

    Çok yoğun bir akli aktivasyon içindeki bireyler ve o bireylerden müteşekkil bir toplum düşünelim fakat bunların bileşkesi daha çok imajiner kısımda olduğunda gerçek dünya problemlerine dair kayda değer çözüm üretemeyeceklerdir… Bakışımızı genişlettiğiniz için çok çok teşekkürler. Saygılar…

    1. Sevgili Cem bey teşekkürler. Bu bakış açısında kanımca ilginç olabilecek nokta, gerçek “durum”a (ki reel eksendedir)ilişkin algının, sanal eksen üzerinde tamamen farklı (iyice deforme olmuş) bir şekilde yer almış olması ve kişi(ler)in bu algıyı gerçek sanarak çözümler üretmeleridir.
      Bu bence sebepsiz bir yanılsama değildir. Kişiler gerçek eksendeki resmi bilmeseler dahi onun beklentilerinden çok uzak hatta korkutucu olduğunu sezip, daha rahat edebilecekleri gerçek dışı bir “durum”u gerçek olarak kabul edebilirler.
      Toplumumuzdaki durum daha çok buna uyuyor gibi. Sürekli olarak geçmişin koşullarının halen geçerli olduğunu, bir değişiklik ile tekrar -ve kolaylıkla- o günlere dönmenin mümkün olabileceğini düşünmek bir çeşit narkotik sayılabilir.

  2. Değerli Bakanım, Sayın Tınaz TİTİZ Bey,

    Yazınızda bir matematik kuralı ile toplumdaki olayları benzetme buluşunuzu ve sunuşunuzu
    gerçekten özgün etkiliyeci bulduğumu ifade etmek isterim.
    HÜTTE mühendislik bilimleri kitabının Otomatik Kontrol bölümünde açıklanan
    Otomatik Kontrol Devrelerinin Frekans Karaktersitiği Yöntemi ile incelenmesinde
    kullanılan bir yöntemi, toplumdaki duruma uyarlamanızdan ve açıklamalarınızdan
    çok etkilendim.
    Eşsiz önderimiz Atatürk’ün orta öğretimde kaynak kitap olarak okutulması arzu ettiği;
    “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” isimli çok etkileyici kitapta açıklanmış çok zengin
    değerlendirmelerden birisi;
    “İnsan hayatı sürekli bir kültürel gelişim ve yaratıcılık, kendi içinde ve dış dünyada
    karşılaştığı kaba güçlere karşı verilen daimi bir mücadeledir”
    Yaptıklarınızı bu kapsamda görüyorum, içtenlikli tebriklerimi sunuyorum.
    Sevgi Saygılarımla
    Prof. Dr.-Ing. Ahmet CAN

Leave A Reply Cevabı iptal et