Acaba bunu bize hangi dış güç(ler) yapıyor? Yoksa..!

Şu adrese tıklayarak belge üzerinde tıklanabilir adreslere erişebilirsiniz: https://bit.ly/3e1mITu

Acaba bunu bize hangi dış güç(ler) yapıyor? Yoksa..!

Bilim ve din kurumlarının nasıl aynı araçlarla enfekte olduklarını görmek ister misiniz?.

Yıllar önce, İstanbul Bilim Merkezi Vakfı’nda yaklaşık 30 kişi ile bir çalışma yapmıştık: “Eğer sokaktaki insan bilim konusunda yol gösterici, akıl dağıtıcı söylemlerden koruyabilecek mesela 10 kadar şey bilmesi gerekse acaba bunlar neler olurdu?” Sonuç için (tıklayınız)

Daha yakın yıllarda ise benzer soruyu bu defa din kurumu için sorduk: “Eğer sokaktaki insan din konusunda yol gösterici, akıl dağıtıcı söylemlerden koruyabilecek mesela 10 kadar şey bilmesi gerekse acaba bunlar neler olurdu?” (mesela tıklayınız)

Bu iki alanda da -bunca zaman sonra- geldiğimiz noktayı değerlendirince vardığım kanaat, bir toplumun bunu kendi kendine yapamayacağı, mutlaka o ünlü “dış mihraklar”ın  bir komplosu olması gerektiğidir.

Tınaz Titiz / 6 Nisan 2020

4 Yorumlar

  1. Değerli Tınaz Hocam, zihin haritalarınız bizi aydınlatmaya devam ediyor, teşekkürler, sağ olunuz var olunuz… “anlamkıran sözcükler” kavramı ile ele alınan sorunların BNGV nin külliyatı içinde eş ya da yakın kavramlarla sürekli işlendiğinin farkındayım. Bunlar toplumuzdaki düşünme hastalıklarının temellerini gösteriyor bence; safsata ve hurafeye bu dendi yatkınlık nereden geliyor. yıl 2020 halen ülkemizde belirleyici olan ana düşünüş kültürünün bu yön olması çok can sıkıcı… umarın covid-19 bilim kültürünün yeşermesine bir vesile olur… saygılar…

    1. Cem bey, yapay zekanın gelişmesi bir süre içinde anlamkıran süzgeç algoritmaları yazılmasına yol açacaktır. Hatta basit algoritmalar şimdideen bile yazılabilir. Teşekkürler.

  2. Din kurumunda temel sorun vizyonun herkese göre farklı anlaşılmasıdır. Çünkü müslümanlığı veya herhangi bir dini kişi kendi bilinci ve kararıyla seçmemektedir, çok az istisna olarak din değiştirenler hariç. Doğuştan ailesi ve içinde bulunduğu toplum çocuğun dinine karar vermekte ve çocuk ritüellere öncelik veren bir din eğitimiyle şartlanarak din yetiştirilmektedir. Bu süreç için çocuğa dinin (özelde müslümanlığın) vizyonu öğretilmemektedir. Ritüellerin arasında saklı olarak belki bir vizyon aranabilir. Bu vizyon ahirete yönelik olarak düşünüldüğünde “cennete gitmek” olarak, dünyevi olarak düşünüldüğünde “ahlaklı kamil insan olmak”, dinin hem ahirete yönelik hem dünyevi yönleri olduğunu düşünüldüğünde ki müslümanlık özellikle böyledir, o zaman “dünyada ahlaklı yaşayıp kamil insan olarak ölünce cennete gitmek” şeklinde tanıyabiliriz. Özellikle bizim toplumuzda dininin ibadet ritüellerini yerine getirip cennete gidileceği yaygın ve kolay bir inançtır. Ahlaklı ve kamil insan olmak ise aklı kullanmayı, bilime dayanmayı analitik düşünmeyi, sorgulamayı gerektirir. Bu zor bir iştir. Bizim toplumumuzda akıl dışlanıp akılcılık yerine nakilcilik hakim olduğu için bilimde ikinci plana atılmaktadır. Benim kanaatim toplumun çoğunluğu müslümanlığın gerçek vizyonunun ne olduğunu düşünse, araştırsa çok şeyin değişeceğidir.

Yorum Gönder