Meslek Eğitimi için bir yaklaşım..

Meslek Eğitimi (ME) giderek daha çok konuşulmaya başlandı, bu iyidir; üzerinde durulması gereken noktalara da belki böylelikle sıra gelebilir.

Önce, 2004 yılında bu konuda yapılan bir toplantı sonunda, aralarında benim de bulunduğum katılımcılardan meslek eğitimiyle ilgili soru üretilmesi istenilmişti. Bu bağlamda kimi sorular üretmiştim; önce aşağıda onları dikkatinize sunuyorum. Sonra da bazı ek yorumlar geliştirmeye çalışacağım.

İşte kimi sorular..

  1. Çeşitli düzeydeki okullarımızdaki saklı içerik (hidden curriculum) nelerdir? http://www.tinaztitiz.com/yazi.php?id=653, http://www.tinaztitiz.com/yazi.php?id=577
  2. Bunlar içinde çığ etkisi (avalanche effect) yaratan virütik nitelikli saklı içerik öğeleri var mıdır, hangileridir?
  3. Bir şeyin temel varlık nedeni (öz-niyet, misyon) ile yararları tamamen farklı olduğuna göre, eğitim ve mesleki eğitimin öz-niyetleri bağlamında:
    1. Eğitim niçin yapılmalı, öz-niyet (core-purpose) nedir? http://tinaztitiz.com/dosyalar-2/vizyon_misyon_degerler/
    2. Öz-niyet’in en önemli özelliği belirsizliği azaltıp yol gösterici olmak ise, üzerinde ulusça bir uzlaşı bulunan 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun (temel amaç) öz-niyet maddesi[1]  eğitimi “niçin yapılacağı belirsiz” hale getirmiyor mu?
    3. Buna göre Mesleki Eğitim niçin yapılmalı (öz-niyet)?
  4. Yabancı dillerde “dik durmasına yardımcı olmak” kökünden gelen –dücere (L)- kavram, dilimizde niçin “dik duranı eğmek” anlamına gelen eğitim -kökü iğmek, iğdiş etmek- ile karşılanıyor? Bu bir “gaflet mi, cehalet mi, dalâlet mi”?
  5. Öğrenme gibi olağanüstü bir yeteneğe sahip insanoğluna öğretme yoluyla bilgi-beceri-tutum-davranış kazandırmanın mümkün olmadığı bütün dünyada anlaşılmış iken, öğrenci temelli eğitimi halâ öğretmen takriri (instruction) olarak tanıtmaya çalışmak ne anlama geliyor?
  6. Doğruluğundan hiç kuşkulanmadığımız hareket noktalarımız ile mevcut büyük başarısızlık arasında bir bağlantı olabilir mi? Var ise bunu, bu doğrularla koşullanmış olanların görebilmesi mümkün olabilir mi?
  7. Meslek okulları mezunlarının prestijli sayılmadığı bir gerçek. Bu prestiji düşüklüğünün nedenleri nelerdir? Bunları yok etmeden prestij yükselir mi?
  8. Toplum meslek eğitimine nasıl bakıyor? Eski anlayıştaki “altın bilezik” devam ediyor mu? Bugünün altın bilezik(ler)i nelerdir?
  9. Okul eğitiminin, bir çocuk veya gencin 6-18 yaş dönemindeki toplam yaşam süresinin %10 kadarı olduğu biliniyor. Geri kalan %90’lık bölüm kim(ler)in kontrolu altındadır? Bu bölümü göz ardı ederek -genel veya mesleki- eğitim ne ölçüde etkili olabilir?
  10. TV’nin eğitim üzerindeki etkileri ne kadardır? http://tinaztitiz.com/3237/uzaktan-egitim-ve-rtuk/
  11. Dizi senaryolarını kimler ne düşünerek -veya düşünmeyerek- yazmakta, çizgi filmleri kimler tasarlamaktadırlar? http://www.tinaztitiz.com/yazi.php?id=660
  12. Öz-beceriler (core-skills) yoluyla meslek eğitimi vermek uzun yıllardır dünyada uygulanan bir sistemdir. Mevcut onbinlerce meslek çeşitlemesini (variations) vermek örgün eğitimin konusu olamayacağına göre böyle bir sistem niçin hiç gündeme gelmemektedir? Modüler İstihdam Becerileri[2] sistemi niçin konu edilmez?
  13. Mesleki eğitimin büyük alıcısı sanayi olduğuna ve üretimin girdilerinden[3] birisi de “yetişmiş insan” olduğuna göre, bütün diğer girdilerin maliyeti sanayi tarafından karşılanırken niçin mesleki eğitimin maliyetinin devlet tarafından karşılanması gerekiyor?
  14. Her sanayi kuruluşunun -aynı bir mesleki eğitim dalından dahi- beklentileri farklı olacağına göre, devletin yükümlü olduğu temel eğitimin üzerine eklenmesi gereken özgün mesleki eğitim becerilerini niçin sanayi kuruluşu değil de devlet vermeye zorlanmaktadır? Bu süreçte başarı şansı olmadığı baştan belli değil midir?
  15. Sanayideki hızlı değişime ayak uydurabilecek mesleki eğitimi, konunun tam içindeki sanayi kuruluşunun dışındaki bir kurumun (devlet) yapması mümkün müdür? Bu, işin maliyetinin “devlete yıkılması” anlamına mı gelmektedir?
  16. Ulusal karakterimiz sayılabilecek “buluşçuluk antipatisi” ile mesleki eğitim başarısızlığı arasında bir ilişki var mıdır? http://www.tinaztitiz.com/yazi.php?id=182, http://www.tinaztitiz.com/yazi.php?id=500, http://www.tinaztitiz.com/yazi.php?id=267

Şimdi, yukarıdaki sorulardan 13, 14 ve 15 üzerine kurulu aşağıda özetlenen yaklaşımı öneriyorum:

  • Devletin eğitimdeki rolünü ilkesel olarak tanımlanmak gerekirse iki başlıkta toplamak yeterlidir:
  1. Bir arada yaşama kültürü (yurttaşlık kültürü) vermek,
  2. Toplumu oluşturan farklı kesimlerin ihtiyaçları olan “yetişmiş insan” girdilerinin ortak bilgi, beceri, tutum ve davranışlarını kazandırmak. Bunların başında ise “öğrenmeyi öğrenmek” gelir.
  • Sanayi de dahil olmak üzere kurumların eğitimdeki rolü için de aşağıdaki başlıklar yeterli olabilir:
  1. Öğrenmeyi öğrenme becerisi kazandırılmış insan malzemesinin, kurumların özgün gereksinimlerine göre ek niteliklerle donanması için gereken öğrenme ortamlarını hazırlamak ve/ya bu işleri profesyonel olarak yapan Öğrenme Evleri’nden hizmet satın almak.
  2. Karlılığı ve/ya rekabet gücü, yetişmiş insan gücü maliyetinin devletçe karşılanmasına dayanan, aksi halde ayakta duramayacak kuruluşların ise o alan dışında alanlara kaymaları.

Hızlı değişen nitelik ihtiyaçları dünyasına aynı hızda cevap verebilmek, aracı kullanarak mümkün olamaz. Aracı’nın ihtiyaçlara karşılık gelen nitelikleri öğrenmesi, sonra da bunları başkalarına öğretmesine dayalı sistem, yavaş yaşanan geçen çağın sistemiydi.

Bugün bizzat ihtiyaç sahiplerinin inisyatifi ele aldığı, öğrenme kaynaklarıyla arasında aracının olmadığı bir çağdır. Niteki artık eski “öğretmen”in adı da “öğrenme yoldaşı” (learning partner) dönüşmektedir.

Bu gerçek reddedildiği ya da çeşitli ara çözümlerle (öğrenci merkezli sistem gibi) geçiştirilerek “öğrenme devrimi”ne karşı durulmaya çalışıldığı sürece, giderek daha çok sayıda kuruluş rekabet gücünü kaybedecek, daha da kötüsü işsiz kalacak olanlar yalnız Türkiye’de değil dünyanın herhangi bir yerinde işsiz kalmaya devam edeceklerdir.

Çünkü artık “öğretilmeyi bekleyen” insana dünyamızda yer kalmamıştır. Tabii ki “öğretmeyi, benimsetmeyi ve ezberletmeyi savunanlar”a da!

Aralık 25, 2006

[1] Türk Milletinin bütün fertlerini:

  1. Ataürk  inkılap ve ilkelerine ve Anayasa’da ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insanı, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasa’nın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek;
  2. Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse önem veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek;
  3. Bilgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların; kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak;

Böylece, bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yaptırmaktır.

[2]  Modüler İstihdam Becerileri Sistemi için Bkz. Farzedin ki Hindiyiz, Tınaz Titiz, İnkılap Kitabevi, İstanbul, 1994, Sah. 49

[3] 6M = Man, Machine, Material, Money, Management, Marketing

Yorum Gönder