Kelliğe ve matematiğe kökten çözüm..

Gazetelerde sık sık, istenmeyen hamileliklere, kelliğe, selülit ya da benzeri sorunlara karşı çözüm önerileri yer alır. Bu önerilerin palyatif olanları çoğunlukta olduğu için herkes önerisinin daha ciddi olduğunu belirtmek için “kökten” vurgulaması yapar.

Benzer bir vurgulama sık sık kaza yapan otobüs şirketlerince de kullanılır ve örneğin orjinal adı Fırtına Seyahat olan şirket otobüsleri her kazadan sonra Öz Fırtına, Hakiki Fırtına gibi adlar alırlar.

Bu tür uygulamalara karşı şerbetli olan vatandaşlarımıza, geçtiğimiz hafta yepyeni alanda bir hizmet ilk defa sunuldu. Bu da “Matematiğe Kökten Çözüm” sloganıyla büyük gazetelerde çeyrek sayfalık ilanlarla duyuruldu. Çetin Altan Usta’nın deyimiyle “matematikten hiç anlamamakla övünen” okur-yazar takımına yaraşır bir kara mizah. Matematiğe çözüm!

Şeker bayramı ile birleştirilerek verilen bu müjde kimbilir onbinlerce gencin evinde ne büyük bir coşkuyla karşılanmıştır. Düşünsenize bir kez, matematik denilen hastalık artık öyle pansuman önlemlerle değil tamamen kökten çözülecek.

İlan ve reklamların biraz gösterip biraz saklaması adettendir ama burada hangi sonuçların ve de nasıl alınacağı da açıkça belirtiliyor: Çıkma ihtimali olan bütün sorular ve çözümleri 1500 sayfa içinde 6000 soru halinde!

Bu büyük hizmete sevinenler herhalde yalnız öğrenciler değildir. Matematik öğretmenlerinin de “önemli bir bölümü” sevinenler arasındadır. Ayrıca matematik dışındaki branş öğretmenlerinin de ne büyük bir haset içine düştüklerini tahmin eder gibiyim. Eminim kısa bir süre içinde o alanlarda da benzer -hatta daha ileri- hizmet sunan eğitimciler(!) çıkacaktır.

Bir süre evvel http://www.tinaztitiz.com/yazi.php?id=712 adresli yazımda, bu tür hizmet ehli öğretmenler ve onlara layık öğrencilerce yapılan bir matematik buluşu sizlere tanıtmıştım. İşte o buluşlar, burada sözü edilen ilanlardaki yöntemle yetiştiriliyor. Yani “çıkma ihtimali olan bütün soruları ezberleyerek”.

Merakım şudur: Eğitim sınıfı içine karışmış, ama eğitimle yakın uzak bir ilişkisi olmayan, bu işi ekmek parası için yapmak zorunda(!) kalan kimi insanlar bu tür yöntemler uygulayabilirler. Nasıl ki normal insanların arasına akıl sağlığı sorunlu insanlar karışabiliyorsa, eğitim işinde de böyle “karışmalar” olabilir.

Ama anlayamadığım, nasıl olup da diğer gruptan birilerinin çıkıp:

  1. Tekrar yoluyla bellemenin, “anlamak” denilen kavrama olgusu ile bir ilişkisinin bulunmayıp tam bir ezber olduğunu,
  2. Doğru yöntemin “Sıfır Tekrarlı Öğrenme” (zero trial learning veya diğer tabiriyle aha learning) olduğunu, kişinin ihtiyaç duyduğu bilgilerin, herhangi bir tekrara gerek kalmaksızın bir defada öğrenildiğini,
  3. Tekrara dayalı eğitim almış kişilerin temel özelliklerinden birisinin dayatmacılık (benimsetmecilik) olduğunu; benimsetmeciliğin ise hiç umulmayan biçimlerde ortaya çıktığını (bkz. “Bir test:Laik misiniz dinci mi?” http://www.tinaztitiz.com/yazi.php?id=690)

dile getirmediğidir.

Çıkma ihtimali olan tüm sorunları ve cevaplarını” ezberleyerek yaşayabileceğini düşünen insanların çoğunlukta olduğu, bunun farkında olan azınlıkların ise seslerini çıkarmadıkları bir toplum varlığını sürdürebilir mi? Hayır.

Peki sürdürmeli mi? Cevabı siz verin.

Kasım 4, 2005

Yorum Gönder