Dostluğa sığmayan senaryo!

Ayıp ettin abi!

Washington D.C.’de Hudson Institute, bir dizi varsayıma dayalı bir senaryo uyarınca bir analiz yapmış.

Varsayımlar üst düzey bir devlet görevlisine suikast, ardından 50 kişilik bir katliam ve ardından Türk silahlı kuvvetlerinin 50,000 kişilik bir güçle Kuzel Irak’a girmesi şeklinde. Bunun üzerine neler olabileceğinin tahminlenmesi ise bu çalışmanın amacı imiş.

“Çirkin” olay!

Bu haber üzerine Türkiye’de fikri sorulan hemen herkes, bu “çirkin” olayın geleneksel Türk-Amerikan dostluğuna sığmadığı, inşallah böyle bir şeyin gerçekleşmeyeceği, bu deli saçmalarının nasıl olup da akıllara gelebildiği ve benzeri yorumlarda bulundu.

Bu olay bence de çok vahimdir, çünkü:

  • Akla gelebilecek ve kim için iyi ya da kötü olduğuna bakılmaksızın her türlü kötü olayın varsayıldığı senaryoların tasarımlanması, bu senaryoların, rastlantıların etkilerini en aza indirecek şekilde binlerce defa tekrarlanarak simüle edilmesi (http://www.tinaztitiz.com/yazi.php?id=365), bunlara dayalı olarak da önlem tasarımı, Yöneylem Araştırması disiplininin yani bilimin uluslararası ilişkilere uygulanmasından başka bir şey değildir.
  • Senaryolara konu olabilecek (bizim için) kötü olaylara karşı caydırıcı önlemlerden birisi kuşkusuz Tanrıya sığınmak olabilir. Bunun yolu da “inşallah” teslimiyetiyle dile getirilebilir.
  • Bir diğer etkili önlem ise bu tür çalışmaları yapanları kınamaktır.
  • Bununla beraber, Tanrının bu konudaki sorumluluğu biz kullarına bıraktığını düşünenler için alınması gereken önlemler bağlamında:
    • ne gibi kötü olaylar olabileceğini “düşünmek”,
    • bunların olasılıklarını “sorgulamak”,
    • vukubulduğu takdirde neler yapılabileceğini “düşünmek”,
    • bunlar için “hazırlık yapmak”,
    • zaman ilerleyip koşullar değiştikçe senaryoları ve bunların benzetim algoritmalarını “güncellemek”

gibi bazı “küçük” ayrıntıları unutmamak gerekir.

  • Yalnız dış politikada değil tüm kararlarda “eğer ….ise ne olur?” analizleri yapmayan, bunları “kem düşünceler” olarak gören zihniyet, en ağır fiili faturaları ödemeye müstahaktır, bunda da yanlış bir yan yoktur.
  • ABD ya da Kongo’luların bu tür analizler yapmasından daha doğal bir şey yoktur. Vahim olan, bu analizleri bizim yapmayışımız, bunları inşallah yoluyla defetmeye çalışmamızdır.

Pazar, Haziran 17, 2007

 

 

Yorum Gönder