Devletin Bilişim Politikası yok!

Devletin politikası ve devlet politikası..

BT Haber Dergisi’nin 10-16 Temmuz 2006 sayısında, yeni kurulduğu bildirilen BİTİS (Bilgi ve İletişim Teknolojileri İşverenleri Sendikası) yetkililerine dayanarak verilen bir haberde, devletin bilişim politikası ve bu politikayı hayata geçirebilecek bir stratejisi olmadığı eleştirisi yer aldı.

Benzer haberler hemen her sektöre mensup yetkililerce dile getirilir. Devletin turizm politikasının, eski eserleri koruma politikasının, eğitim politikasının vs olmadığı ve olması gerektiği dile getirilir. Hatta bunları söyleyenler arasında -ki tümünün demokrat kişiler olduğuna kuşku da yoktur-, geliştirilmesi istenilen bu politikaların birer “devlet politikası” olması gerektiğini şart koşanlar da epeycedir; diğerlerinin de belki akıllarına gelmediği için bu olmazsa olmazı unutmuşturlar (http://www.tinaztitiz.com/yazi.php?id=284).

Gerçekten de olmayan bir politika vardır ama..

Evet, koro halinde oldum olası bu eleştirileri geliştirenler haklıdırlar, ama o politikaları geliştirmeleri gerekenler bizzat kendileridir. Şöyle:

  1. Herhangi bir konudaki politika, o konudaki hayalet ve kök sorunların (http://www.tinaztitiz.com/yazi.php?id=218) analizine dayanan; bu sorunları ve/ya etkilerini ortadan kaldırmaya yönelik ilkelerin ve araçların sistemik biçimde açıklanmasıdır.
  2. Bu politikalar standart formatlı birer belge haline getirilmediği sürece ilgili paydaşlarca bilinmesine, zenginleştirilmesine, ortak akılla zenginleştirilmesine imkan yoktur. Dolayısıyla politikalar yazılmalıdır. Bunları içeren belgelere Politika Belgesi (policy document) denilmesi adet olmuştur. Bunlardan bazıları kamuya açık (public open), bazıları gizli olabilir ama yazılı olmaları şarttır.
  3. Sınırlı imkanlarla sınırsız sayılabilecek sorunları gidermenin akılcı yolu o konuda bir politikaya -dolayısıyla da politika belgesine- sahip olmaktır.
  4. Diktatörlükle yönetilen ya da halkı diktatörlük yönetimlerine meraklı olan toplumlarda politikalar belge haline getirilmez; diktatör her sabah çeşitli konulardaki politikaları “düşünür” ve öğleden sonraları da “uygular”.
  5. Demokrasi ile yönetilen ülkelerde ise konuların paydaşları, o paydaşların oluşturduğu sivil örgütlenmelerde (vakıf, dernek, sendika gibi) bir araya gelir ve konu hakkında belirli yöntemlerle ortak akıl üretirler ve bunu bir Çalışma Dokümanı (working document) haline getirirler. Sonra da bu belgeleri yasama, yürütme ve yargı kurumlarına vererek onların tercihlerinin de belgelere yansımasını sağlarlar. Böylece belgeler daha çok katılım içerir hale gelmiş olur.
  6. Devletin bu kurumlarına iletilen belgeler, birer istek ya da yakınma raporu, -meli/-malı tarzında ihale üsluplu belgeler değildir. Kaleme alanlar sadece kendi konularının (sektörlerinin) çıkarlarını değil tüm toplumun çıkarlarının sorumluluğunu taşıyarak yaratıcı çözümler oluştururlar.
  7. Devlet böylece bir politika belgesi taslağı edinmiş olur. Bunun düz Türkçesi, devlet, o konudaki ihtiyaç ve imkanların nasıl buluşturulacağına ilişkin konu paydaylarının ortak akıllarını bilmiş olur.
  8. Nihayet son katkılarla bu taslak bir politika haline gelmiş olur. Açık ise yayımlanır gizli ise gizlilik düzeyine göre sınıflandırılır.

Esas sorulması gereken 3 soru:

  1. Turizm planlaması, eğitimi, eski eserler, kültür, istihdam gibi konularda hazırlanmış olduğunu bildiğimiz Politika Belgeleri vardır ve bunlar -zamanında- her türlü araçla duyurulmuştur. Bunlardan, “devletin politikalarının olmadığından” yakınan kurumların hiçbirisinin haberi niçin yoktur?
  2. Sorunlardan ve politikasızlıktan yakınan bunca meslek örgütü ve gönüllü kuruluş nasıl olabilir de bu denli basit bir sorun çözme aracını -ısrarla- göz ardı ederler?
  3. Demokrat elbiseli bizler nasıl bir diktatör bekliyoruz?

Cumartesi, Temmuz 22, 2006

Yorum Gönder