Bizi tanımıyorlar!

 

image0017

 

Hemen her sorunumuzla “Türkiye’nin tanıtılması” arasında ilgi vardır: Sezonu kötü geçiren turizmcinin nedeni ile ihracat kotasını dolduramayan sanayicinin nedeni aynıdır ve bu neden Türkiye’nin tanıtılmasına yeterince para harcanmayışıdır.

İsviçre’li futbolculara dayak attığımız için verilen cezanın, dünya rekabet gücü sıralamasında 55 ülke arasında 48nci oluşumuzun, uluslararası yarışmalarda kötü sonuçlar alışımızın da nedenleri ortak ve yine tanınmayışımız, yani yeterince para harcanmayışıdır.

Yani iddia odur ki, yabancılar bizi iyi tanısalar bütün bu olumsuzlar olmayacaktır.

Bu iddiaların sahipleri haklı değillerdir. Belki kendimizi tanıtmak için harcadığımız paralar pek büyük olmayabilir. Ama unutulmamalıdır ki bir iletişim çağında yaşıyoruz ve insanlar hemen her yolla iletişim kurup bilgileniyorlar.

Bu yolların bir bölümü, iddia edildiği gibi para ile ilgilidir. Parayı bastırırsanız dünyanın en saygın dergi ve gazetelerinde ilanlarınız, reklamlarınız çıkabilir. Hatta öyle çıkar ki, başkaları rahatsız olmasın diye sizin ülkeniz için özel baskı dahi yaparlar. Nitekim bir zamanlar ünlü Time dergisine büyük paralar karşılığında ünlü bir sanayicimizin fotoğrafları bastırılmış ve Türkiye’nin tanınmasına fevkalade büyük etkisi olmuştu.

Ama bazı parasız yollar da vardır. Örneğin gazete ve TV’lerdeki haberlerimizi seyretmek para gerektirmez. Biz gazetelerimizi onların ülkelerinde basar, TV’lerimizi ise uydularla oralara da taşırız. Böylece bize özgü “tanıtıcı olaylarımız” sınırlarımız içinde bize kalmaz, bizi tanımak isteyen cümle alemin istifadesine sunulmuş olur.

Nitekim yukarıdaki fotoğraf böyle bir “ücretsiz tanıtma” yoludur. Yılbaşı geceri Taksim Meydanı’ndaki eğlenceler(!) sırasında taciz edilen bir turistin aldığı zevkten dört köşe olmuş halini gösteren fotoğraf yüz milyonlarca TV izleyicisine servis edilmiştir.

Bundan kısa bir süre evvel kurban bayramı sırasında, keseceği dananın kaçmasına engel olmak isteyen kişilerin (çok sayıdadır) hayvanların ayaklarını keserek hareket etmelerini engellemeleri de benzer şekilde dünyanın bilgisine sunulmuştu.

Türkiye’nin en büyük şanslarından birisi, terör örgütlerimizin akıl-fikir fıkarası olmalarıdır; yoksa silahı bırakıp bizi “tanıtarak” mahvederlerdi. Belki de bu işi bizim kadar iyi yapamayacaklarını düşündükleri için bir çeşit iş bölümü yapmışlardır.

Ben bu tanıtma işine eskiden beri meraklıyımdır; sürekli olarak Türkiye’nin nasıl tanıtılacağına kafa yorarım. Aşağıdaki yazılarda bunların bir bölümünü bulabilirsiniz.

http://www.tinaztitiz.com/yazi.php?id=99

http://www.tinaztitiz.com/yazi.php?id=340

http://www.tinaztitiz.com/yazi.php?id=413

Ayrıca http://www.tinaztitiz.com/yayin.html adresinden ücretsiz indirebileceğiniz “Farzedin ki Hindiyiz!” adlı kitap içinde de epey tanıtma metodu var.

Eh artık biraz da başkaları kafa yorsun.

2 Ocak  2008

Yorum Gönder