BABAANNEMİN BANKASINI İSTİYORUM!!

BABAANNEMİN BANKASINI İSTİYORUM!!

Siz hala annenizin sabununu, margarinini vs.sini mi kullanıyorsunuz?” diye soran reklama fena halde içerliyordum ama şimdi kararımı verdim: Ben babaannemin bankasını istiyorum! Anlatayım görün, siz de isteyeceksiniz.

Geçen gün aceleyle evden çıkarken yanıma hiç para almamışım-üzerimde sadece bir kredi kartı (adı lazım değil ama iri bir kamu bankasının) var. Yakında, bankanın en büyük şubesinin-İstanbul Taksim- bulunduğunu görünce ferahladım.

Bankadan içeri girince kendimi bilgisayarların, otomatların, modern teçhizatın arasında buldum. Banka personeli de bu sofistike donanımın farkında, onlarla gurur duyuyorlar. Yüzlerindeki `kimseyi umursamaz’ ifadeden bunu anlamak kolay. Sanki insanların parasıyla orda durmuyor, dilencilere sadaka veriyorlar.

Eskiden kalma ceheletimle bankolardan birisine yaklaşıp, kredi kartımla para çekmek istediğimi söyleyince banko görevlisi, önce bir sıra numarası almam gerektiğini hatırlattı, uzaktaki bir makinenin bir tuşuna basıp bir sıra numarası alıp , büyükce bir panonun karşısında beklemeye başladım. 2-3 dakika sonra sıra bana gelince kartımı alıp, biraz ilerdeki bilgisayara okuttular.

Ekranda bir pencere, onun içinden iki pencere açıldı. Bir takım tuşlara basıp deneyler yaptıktan sonra görevli hanımkız “bilgisayar, kartınızın kodunu vermiyor” dedi. “Benim yapmam gereken birşey var mı?” soruma görevli hanım kız cevap vermeden bir arkadaşını çağırdı, birlikte uğraşmaya başladılar.

Bir yandan bilgisayarla uğraşırken, bir yandan telefonda bir numara düşürmeye çalışıyorlar, bir yandan da kalın bir dosyadan birşeyler arıyorlardı. Bu iş yaklaşık 10 dakika sürdü.

Görevli memure bana dönüp;

– Siz bu kartla hiç para çektiniz mi?

– Evet, tabii!

– Ne kadar çektiniz?

– Hatırlamıyorum!

Bu sorgulamanın tonundan birden kendimi, bankayı dolandırmışım da bu hanımlar ortaya çıkarmışlar gibi hissettim.

Tekrar bilgisayara ve dosyaya döndüler. Biraz daha kurcaladıktan sonra ikisi birden sevinçle “hah işte verdi” gibisinden bazı sesler çıkardılar.

Ondan sonra, bu elektronik ormanında bulunmayacağını umduğunuz bazı evraklar düzenlendi. Toplu iğnelerle iliştirilip getirildi. Bir iki yerini imzaladım, bu işde bitince hüviyet istendi. Onu da inceledikten sonra görevli vezneye gidip para aldı ve bana saymaya başladı. %7.7 masraf kesildiğini böylece öğrenmiş oldum. Yani bu parayı yarım gün sonra ödeyecek dahi olsam bu para kesiliyormuş. Gündüz yol kesmenin bankacası bu demekmiş.

Bunlar bitince dayanamayıp sordum:

– Bütün işlemler bu kadarcık mı?

– Evet efendim bu kadar

– Teşekkür ederim.

Ve ayrıldım. Harcadığım yarım saate mi yanayım, kesilen 140.000TL’ye mi yoksa bu elektronik tantana arasında bocalayan insanlara mı bilmiyorum.

Bu sahneleri belki binlerce insan hergün yaşıyor ve ondan sonra bir takım insanlar TV reklamlarına çıkıp, ne kadar elektronik olduklarını anlatıyor, parmaklarını gözümüze sokup milletle dalga geçiyorlar.

Evet bu bankacılık eskisinden çok farklıdır. Eskiden bankalarda yaşanan kargaşa elektroniksizdi. Şimdi ise “bilgisayar destekli kargaşa” yaşanıyor.

Bu küçük deney bana şunu bir kere daha kanıtladı ki, insanımızı eğitmeden, bir takım donanımı biraraya getirmek ancak geri kalmış ülkelere özğü bir hastalıktır.

Bu elektronik tantanaya harcanan paranın çok küçük bir bölümü, buradaki sorunların analizi, personelin eğitimi, hizmet etmenin sevdirilmesi için harcamak acaba kimsenin aklına gelmiyor mu?

Eylül 1993-İstanbul

8 Yorumlar

  1. Muy interesante Terox, el otro día me preguntaba lo mismo. ¿Por qué nadie comentó? ¿Por qué siempre son los mismos comentando? ¿Notaran el humor?¿Debería cambiar de tema? ¿Es esto muy monótono?Pero luego me respondí: Al final de cuentas alguien ajeno a tí te está leyendo y eso es lo importante eso es un post, como tu dijiste “es una oportunidad para expresarse”, y mientras alguien me lea estoy cumpliendo con lo cometido.

  2. Don’t feel too bad, wbinlv, on another site I saw one of a very young puppy having worms removed, but in the comments they had to tell that the puppy died. Dammit. I didn’t like it so much after that. At least poor (un)Lucky was looking good again after 24 hours Yeah, thanks SCP for the post!

  3. yasin002 / 10 Mayıs 2012Diablo için geçerli olan bu oyun içinde geçerli. Eger ki ortaya çıkan ÅŸey kusursuz olmıyacaksa çıkarma. Ben beklerim hayatımın oyunularından birisi diyorsam bioshock’a her türlü beklerim, yeter ki multi için bozulmasın bir kaç hafta sonra sonu degiÅŸmesin….Cevaplamak için giriÅŸ yapın

  4. You must have a lot of closets in the lovely house of yours. And I must say while you are a pretty lady, your Polly is gorgeous, you need to pose with her more. Is she a tortie?

  5. Some genuinely superb information, Gladiola I discovered this. « The distance between insanity and genius is measured only by success. » by James Bond Tomorrow Never Dies.

  6. You look gorgeous in this outfit Vix and the cardi is SO much better apres dye, clever you. Incredibly brilliant JS buys! Love your up-do, I have to use a doughnut for mine but bet you can do without.

Yorum Gönder